Ekim Devrimiyle ve Devrimlerle Yüzleşmek…

Ekim Devrimiyle ve Devrimlerle Yüzleşmek…


Ekim devrimi ve Reel sosyalizm eleştirisi yıllar öncesinden beri hep oldu bu ülkede. Bazıları kıymık kıymık yaptı bunu. Utangaç eleştiriler dediğim şey şöyle oldu, SSCB deki sıkıntıları Gorbaçov dönemiyle başlatanlar oldu, Kruşçevle başlatanlar oldu… sonrasında biraz sıkıntılı oldu ama Stalin’le başlatanlar oldu. Ama bir türlü Lenin’e dokunmak istemediler bu utangaç dediğim eleştiriler. Bunlara göre Lenin dünyayı sarsan altüst eden o büyük devrimi yapmıştı ama Stalin ve sonra gelenler bunun kıymetini bilemedi.

Sonra yıllar geçti, Ekim devrimine ve SSCB tarihine ilişkin kitaplar çevrilmeye başlandıkça bu kez bazıları bu eleştirilere Lenin’i de kattı, Lenin’le birlikte tabii ki Marxsizm de bu utangaç eleştirilerden kurtulamadı. Bu eleştirel süreç nereden baksak 50 yıldan fazla sürdü. Utangaç eleştiriler bu ülkede hep azınlıkta kaldı. Küçük sol entelektüel çevrelerle sınırlı kaldı. Halen daha özellikle radikal sol diyebileceğimiz örgütler Stalin’i bile eleştirmezler. Stalin onlar için dünyada Hitler faşizmini durduran ve yenen bir önderdir. Bunu söyleyenler, Stalin’in 1930-38 arası Rusya’da yapmış olduğu “iç temizliği” e inanmıyorlar, inansalar bile normal görüyorlar. Bu akla göre Rusya’da feodalizmin tasfiyesi devrimin gereği idi. Eğer devrim yaşayacaksa ülke nüfusu yarı yarıya da azaltılabilirdi.

Ekim devriminin 100. Yılında en çok konuşulması gereken yer burasıdır kanımca. Çünkü o nufüs azaltan ruh ve kafa cap canlı olarak aramızda dolaşıyor. Yeri vakti geldiğinde benzerini yapmaktan çekinmeyecektir. 2015 yılında PKK’nin hendek eylemleri bu gözü dönmüş, akıl tutulması düşünme biçimiyle ilgili olduğunu düşünmekteyim. Hendeklerden devrim beklentisi şehirleri ilçeleri yıktırmayı gerektiriyordu bu yüzden de göz göre göre yıktırıldı. Stalinist akıl bir ülkede değişik biçimlerde nüfus azaltabilir, bu azalma eğer devrim iktidarına yarıyorsa ölen insanlar, yıkılan şehirler mesele değildir, yeter ki devrim yaşasın örgüt yaşasın!

Ekim devriminin temel sorunu bir Leninizm sorunuydu, onun toplum mühendisliğine dayalı bir devrim projesi sorunuydu. Toplum mühendisliğine dayalı bir devrim projesi yıkıcı olmak zorundadır. Bu projeyi hayata geçirmek Stalin’e nasip oldu. Aynı iktidar başka birinde olsaydı başka bir sonuç olmayacaktı.

Bu ülkede Muhafazakar solcuların neredeyse hepsi bir devrim hayaliyle yaşıyorlar. “Devrim bir zamanlar ihtimaldi ve çok güzeldi” sözünü çok seviyorlar mesela. Ama şunu düşünmek istemiyorlar, diyelim ki devrim beklentisi içinde olduğunuz örgütlerden biri kazara devrimi yaptı. Bu yapılacak devrimin eski rejimden daha iyi olabileceğini nereden biliyorsunuz? Daha önce devrim yapılmış olan bir sosyalist ülkede de kalmamışsınız? Daha da trajik olanı ise, bir zamanlar devrim beklediğiniz örgütleri aradan 50 yıl geçmesine rağmen cesaret edip eleştiremiyorsunuz, eleştirmeye korktuğunuz korkuluğunuz olmuş örgütlerden devrim beklemenin zahar vardır bir psikolojik açıklaması. Bu romantik arkadaşlarla hapishane koğuşlarında birlikte kaldık. Bir çoğu, “Eğer devrim yaparsak başka bir ülkeye gitmeyi düşünüyorum” diyorlardı. İçinde yaşamak istemediğimiz devrimler mi yapıyoruz yoksa…? Soruma cevap veren olmazdı. Bugün de bir cevap verebilecek olanınız var mıdır emin değilim.  Evet, bu ülkede solcuların sosyalistlerin böylesi bir trajedisi oldu her zaman. Ekim devrimi tartışmalarına ilişkin bu çevrelerin yaklaşımlarına bakılırsa bu trajedinin devam ettiğini söylemek abartı olmaz. Bu gibi şeyler, boşlukta kalmış insanın kuruntusu olduğunu düşünüyorum. Kimse inandığı eski hikayesinden vaz geçmek istemiyor, yeni bir hikaye bulamama korkusu sanırım. Sorun biraz da budur bence, korkuluk olmuş hikayelerimize hiç olmazsa 100 yıl sonra dokunabilsek, onunla yüzleşebilsek.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Reaksiyoner PKK aşısı ve HDP

Diyarbekir Qırıkları

Kürtler bağımsız olmak istiyor...